Sonbaharın ilk rüzgârlarıyla birlikte bahçede bir sessizlik başlar. Bu sessizlik, fırtına öncesi bir sükûnet gibidir. Ağaçların dalları dolu, yapraklar yorgun, toprak artık dinlenmeye hazırlanıyor. Ama biz, her yıl olduğu gibi, bu günleri bir çocuk heyecanıyla bekliyoruz: Hasat zamanı yaklaşıyor.
Zeytinler yavaş yavaş olgunlaşırken, bahçenin her köşesinde küçük bir hazırlık var. Dalların arasından süzülen güneş, her zeytine son kez dokunuyor. Ellerimizle topladığımız her meyve, bir yılın emeğini, sabrını ve toprağın hikâyesini taşıyor.
Bu sene bahçemiz biraz daha sessizdi ama daha olgun. Yağmur tam zamanında geldi, rüzgâr zeytinleri okşadı. Ağaçlarımıza duyduğumuz saygı ve sevgi, toprağın bereketiyle birleşti. Her damla yağın içinde bu emeğin izini göreceksiniz.
Henüz toplamaya başlamadık ama bahçede dolaşırken o kokuyu duyabiliyoruz.
Taze yaprak, olgun meyve ve nemli toprak kokusu…
İşte bizim için bahçenin güncesi tam olarak bu.
Bu yılki hasadımız yakında başlayacak.
Her zamanki gibi küçük adımlarla, kendi ellerimizle, sabırla ve sevgiyle.
